İki çocuğun Mattia Ahmet Minguzzi’yi Kadıköy Salı Pazarı’nda ölümcül şekilde yaralamasının üzerinden tam bir yıl geçti. Minguzzi’nin vahşice katledilmesi toplumda derin bir üzüntü ve öfke yarattı; toplumun güvenlik ve adalet arayışı içinde çocuk adalet sistemini ve günden güne artan çocuk suçluluğunun arkasındaki sebepleri sorgulamasına yol açtı. 14 Ocak’ta 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın yine bir çocuk tarafından bıçaklanarak öldürülmesi, kasten öldürme suçunu işleyen 15-18 yaş grubundaki çocukların ceza indiriminden yararlanmadan yetişkinler gibi cezalandırılmasına yönelik kanun değişikliği çağrılarını yeniden gündeme taşıdı.
Konuyla ilgili basın açıklamalarımızda ve bilgi notlarımızda böyle bir yasa değişikliğinin güvenliği sağlamaya yetmeyeceği gibi, tüm çocuklar için önemli hak kayıplarına yol açabileceğini belirtmiştik. Çocukların 15 yaşında tam ceza ehliyetine sahip olduğunu ve yetişkin gibi yargılanabileceğini kabul etmek, çocukların yasalar önünde ve vatandaşların zihninde artık çocuk sayılmamasına ve kazanılmış haklarını kaybetmesine kapı aralayacak gerici bir adımdır. Bu, çocukların kötü koşullarda çalıştırılmasına, evlendirilmesine, “rızası olduğu” iddiasıyla istismar edilmesine zemin hazırlayacaktır. Devletin çocukları koruma yükümlülüğü vardır. Bu, çocukları yetişkin sayarak basitçe kurtulabileceği bir yükümlülük değildir.
Ülkemizdeki çocuk sorunu, devletin çocuğu koru(ya)maması sorunudur. MESEM’ler aracılığıyla kötü koşullarda çalıştırılan çocuklar, iş cinayetlerinde ölen çocuklar, çetelerin tetikçilik yaptırdığı çocuklar, TBMM’de taciz edilen çocuklar, pavyonlarda çalıştırılan çocuklar… Farklı zamanlarda gündeme gelen bu olayların hepsi, devletin çocukları koru(ya)mamasından kaynaklanan tek bir “çocuk sorunu”nun farklı yüzleridir. Devletin yapması gereken çocukları koruma yükümlülüğünü kabul ederek bu yönde gereken adımları atmaktır.
Tüm iktidar ve muhalefet milletvekillerini, bakanlar ve gölge bakanlar ile TBMM çatısı altında çalışmalarını sürdüren Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu’nu çocuk sorununa bütüncül bir çözüm bulunması için katkı sunmaya davet ediyoruz. Biz de iki yeni bilgi notuyla tartışmaya katkı sunmaya devam ediyoruz.
“Çocuk Adalet Sistemlerine Uluslararası Bir Bakış” başlıklı notumuzda Avrupa’da “iyi örnek” sayılan çocuk ceza adaleti sistemlerini inceliyoruz. İngiltere dahil incelediğimiz sistemlerden hiçbirinde, 18 yaş altındaki çocukların yetişkin gibi yargılanması uygulaması bulunmamaktadır. Başarılı sistemlerden hareketle Türkiye için önerilerimiz çocuksuçluluğunun kök nedenlerine yönelik önlemler alınması, okul ve mahallelerde önleyici mekanizmaların kurulması, sağlıklı veri toplanması, çocuk adalet sisteminde çalışan yargı ve kolluk mensupları ile sosyal çalışma görevlilerinin düzenli eğitimlerle uzmanlaşmalarının sağlanması, kurumların ihtiyaca cevap verecek şekilde kapasitesinin artırılması ve kurumlar arası koordinasyonun sağlanmasıdır.
“Çocukların Suça Sürüklenmesi: Yapısal Nedenler, Güncel Riskler ve Koruyucu-Önleyici Politika Çerçevesi” başlıklı bilgi notumuzda ise Türkiye’de çocuk suçluluğu, çocuk yoksulluğu ve çocuk işçiliğine ilişkin istatistikleri OECD ve AB verileriyle karşılaştırıyor, mevcut kurumsal yapıların güçlendirilmesi, önleyici sosyal hizmet kapasitesinin artırılması ve çocuk haklarını merkeze alan bir yönetişim anlayışının geliştirilmesini öneriyoruz.
Devlete ve tüm ilgili kurumlara asli görevlerini hatırlatıyoruz:
Çocukları Korumak Devletin Görevidir!
İki çocuğun Mattia Ahmet Minguzzi’yi Kadıköy Salı Pazarı’nda ölümcül şekilde yaralamasının üzerinden tam bir yıl geçti. Minguzzi’nin vahşice katledilmesi toplumda derin bir üzüntü ve öfke yarattı; toplumun güvenlik ve adalet arayışı içinde çocuk adalet sistemini ve günden güne artan çocuk suçluluğunun arkasındaki sebepleri sorgulamasına yol açtı. 14 Ocak’ta 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın yine bir çocuk tarafından bıçaklanarak öldürülmesi, kasten öldürme suçunu işleyen 15-18 yaş grubundaki çocukların ceza indiriminden yararlanmadan yetişkinler gibi cezalandırılmasına yönelik kanun değişikliği çağrılarını yeniden gündeme taşıdı.
Konuyla ilgili basın açıklamalarımızda ve bilgi notlarımızda böyle bir yasa değişikliğinin güvenliği sağlamaya yetmeyeceği gibi, tüm çocuklar için önemli hak kayıplarına yol açabileceğini belirtmiştik. Çocukların 15 yaşında tam ceza ehliyetine sahip olduğunu ve yetişkin gibi yargılanabileceğini kabul etmek, çocukların yasalar önünde ve vatandaşların zihninde artık çocuk sayılmamasına ve kazanılmış haklarını kaybetmesine kapı aralayacak gerici bir adımdır. Bu, çocukların kötü koşullarda çalıştırılmasına, evlendirilmesine, “rızası olduğu” iddiasıyla istismar edilmesine zemin hazırlayacaktır. Devletin çocukları koruma yükümlülüğü vardır. Bu, çocukları yetişkin sayarak basitçe kurtulabileceği bir yükümlülük değildir.
Ülkemizdeki çocuk sorunu, devletin çocuğu koru(ya)maması sorunudur. MESEM’ler aracılığıyla kötü koşullarda çalıştırılan çocuklar, iş cinayetlerinde ölen çocuklar, çetelerin tetikçilik yaptırdığı çocuklar, TBMM’de taciz edilen çocuklar, pavyonlarda çalıştırılan çocuklar… Farklı zamanlarda gündeme gelen bu olayların hepsi, devletin çocukları koru(ya)mamasından kaynaklanan tek bir “çocuk sorunu”nun farklı yüzleridir. Devletin yapması gereken çocukları koruma yükümlülüğünü kabul ederek bu yönde gereken adımları atmaktır.
Tüm iktidar ve muhalefet milletvekillerini, bakanlar ve gölge bakanlar ile TBMM çatısı altında çalışmalarını sürdüren Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu’nu çocuk sorununa bütüncül bir çözüm bulunması için katkı sunmaya davet ediyoruz. Biz de iki yeni bilgi notuyla tartışmaya katkı sunmaya devam ediyoruz.
“Çocuk Adalet Sistemlerine Uluslararası Bir Bakış” başlıklı notumuzda Avrupa’da “iyi örnek” sayılan çocuk ceza adaleti sistemlerini inceliyoruz. İngiltere dahil incelediğimiz sistemlerden hiçbirinde, 18 yaş altındaki çocukların yetişkin gibi yargılanması uygulaması bulunmamaktadır. Başarılı sistemlerden hareketle Türkiye için önerilerimiz çocuksuçluluğunun kök nedenlerine yönelik önlemler alınması, okul ve mahallelerde önleyici mekanizmaların kurulması, sağlıklı veri toplanması, çocuk adalet sisteminde çalışan yargı ve kolluk mensupları ile sosyal çalışma görevlilerinin düzenli eğitimlerle uzmanlaşmalarının sağlanması, kurumların ihtiyaca cevap verecek şekilde kapasitesinin artırılması ve kurumlar arası koordinasyonun sağlanmasıdır.
“Çocukların Suça Sürüklenmesi: Yapısal Nedenler, Güncel Riskler ve Koruyucu-Önleyici Politika Çerçevesi” başlıklı bilgi notumuzda ise Türkiye’de çocuk suçluluğu, çocuk yoksulluğu ve çocuk işçiliğine ilişkin istatistikleri OECD ve AB verileriyle karşılaştırıyor, mevcut kurumsal yapıların güçlendirilmesi, önleyici sosyal hizmet kapasitesinin artırılması ve çocuk haklarını merkeze alan bir yönetişim anlayışının geliştirilmesini öneriyoruz.
Devlete ve tüm ilgili kurumlara asli görevlerini hatırlatıyoruz:
“Yasalara dokunma, uygula!”
25 Ocak 2026
EŞİK – Eşitlik İçin Kadın Platformu
www.esik.org.tr / iletisim@esikplatform.net
Konuyla ilgili hazırladığımız bilgi notları: