Bir Asrı Aşkın Mücadele ile Kazandığımız Haklarımıza, Eşitlikçi ve Laik Medeni Kanun’a Dokundurmayacağız!

17 Şubat 2026, Salı

Tam bir asır önce; 17 Şubat 1926’da Türkiye’de kadınların hukuki statüsünü kökten değiştirerek eşit yurttaşlık haklarını somutlaştıran Medeni Kanun kabul edildi. Kanun, kadınların erkeklerle eşit yurttaşlar olarak tanınmasının, aile içinde, toplumda eşit haklara sahip olmasının ve laik hukuk düzeninin temeli oldu. Anayasa’ya o tarihte henüz girmemiş olan laiklik ilkesini temel alan devrimci bir yasa olarak medeni yaşamın anayasasına dönüştü.

Bugün Medeni Kanun yalnızca bir yasa değil; kadınların yüzyıllara yayılan eşitlik mücadelesinin, laik ve demokratik bir toplum idealinin somut kazanımıdır. Kadınların evlenme, boşanma, miras, velayet, nafaka ve diğer medeni haklarını güvence altına almıştır.

Ancak; Medeni Kanun’un kabulünden yüz yıl sonra, kadınların kazanılmış medeni hakları yeniden ve sistematik biçimde tartışmaya açılıp, parça parça geriye götürülmek isteniyor. Medeni haklarımız neredeyse her yargı paketinde yeniden gündeme getirilerek zayıflatılmaya çalışılıyor.

Bugün siyasal iktidarın gündeminde olan düzenlemeler, kadınların ekonomik, sosyal ve hukuki güvencelerini ortadan kaldırmaktan başka bir amaç taşımıyor.

Nüfus politikalarıyla birlikte yürütülen “aile odaklı politikalar”, kadınları doğurmaya, çok doğurmaya, vajinal doğurmaya zorlarken, reisli aile modeli içerisine hapsedilen kadınların uğradığı şiddet görmezden geliniyor. Her gün en az üç kadının, en fazla da aile içindeki erkekler tarafından öldürüldüğü ülkede, kadınları ‘kutsanan’ ailenin erkek şiddetinden koruyacak mekanizmalar etkin işletilmiyor. Cezasızlıkla faillere cesaret veriliyor. Bir gecede İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçilerek, kadınlar aile içinde ve dışında güvencesiz bırakılıyor.

Nafaka Hakkı Hedefte

Kadınların boşanma sonrası yoksulluğa sürüklenmesini önleyen yoksulluk nafakası hakkı, uzun süredir sınırlandırılmak isteniyor. Nafakanın süreli hale getirilmesi, fon sistemine bağlanması veya fiilen ortadan kaldırılması yönündeki tartışmalar, özellikle eğitim ve çalışma imkânları yıllarca engellenmiş kadınlar için hayatta kalma güvencesinin ortadan kaldırılması anlamına geliyor.

Nafaka, iddia edildiği gibi keyfi ve süresiz bir ödeme değildir; yalnızca yoksulluğa düşecek eş lehine, belirli koşullar altında bağlanan bir haktır ve koşullar değiştiğinde kesilmektedir. Buna rağmen nafaka hakkı üzerinden Medeni Kanun’un parça parça değiştirilmesi, kadınların ve çocukların yaşam güvencesine yönelik ciddi bir saldırıdır.

“Aile Arabuluculuğu” ve “Hızlı Boşanma” Girişimleri

Gündemde olan “aile arabuluculuğu” düzenlemesi, şiddet ve eşitsizlik içeren ilişkilerde kadınları baskı altına alacak, haklarından vazgeçmeye zorlayacak bir mekanizma yaratma riski taşıyor. Kadınlar için güvenli olmayan aile içi ilişkilerde arabuluculuk, eşit olmayan tarafları “uzlaşmaya” zorlamak anlamına geliyor.

Aynı şekilde “hızlı boşanma” ve benzeri düzenlemelerle erkekler lehine bir sistem kurulması; kadınların nafaka, mal paylaşımı ve velayet haklarından vazgeçmeye zorlanmasının önünü açıyor. Biliyoruz ki bu girişimler, Medeni Kanun’un eşitlikçi yapısını aşındırmayı hedefliyor.

Evli Kadının Soyadı

Anayasa Mahkemesi Türk Medeni Kanunu’nun “Kadın evlenmekle kocasının soyadını alır” ibaresini ihtiva eden 187.maddesini 22 Şubat 2023 tarihinde iptal etti. Karar yürürlüğe girer girmez, EŞİK Platformu olarak EŞİK Gönüllüleri aracılığıyla yaptığımız kurumsal başvuruların tamamında olumsuz cevap aldık. Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlayacağını ifade eden Anayasa’nın 153.maddesine rağmen ve artık Medeni Kanun’da 187.madde hükmü olmamasına rağmen eril iktidarın eril kurumsal yapıları evli kadınlara kendi soyadlarını tek başına kullanma hakkını iade etmedi. Kadınların on yıllardır verdiği mücadele sürecinin sonunda elde etmiş olduğu soyadı hakkı, iktidarın hukuk tanımazlık engeline takıldı. Yetmezmiş gibi, yargı paketleri içerisine iptal edilen hükmü aynen yazarak, eski hükmü tekrar getirmeye çalıştılar. Elbette kadın hareketi buna müsaade etmedi, etmeyecek. Soyadı hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz.

12. Yargı Paketi Tehdidi Kapımızda

Yakında açıklanması beklenen 12. Yargı Paketi, kadın hareketi açısından ciddi bir tedirginlik yaratmaktadır. Daha önceki yargı paketlerinde olduğu gibi, bu pakette de Medeni Kanun’a ve kadınların kazanılmış haklarına yönelik düzenlemeler yapılabileceği yönünde güçlü işaretler vardır.

Kadınların nafaka hakkının ortadan kaldırılması ya da işlevsiz hale getirilmesi, aile arabuluculuğunun getirilmesi ve boşanma süreçlerinde kadınların güvencelerini zayıflatacak düzenlemeler, doğrudan Medeni Yasa’yı hedef alacaktır.

Kadınların ve çocukların yaşam hakkını, ekonomik güvencesini ve eşit yurttaşlığını tehdit eden bu girişimlere karşı uyarıyoruz:

Medeni Kanun, siyasal iktidarların ideolojik müdahale alanı değildir.

Medeni Kanun’a Dokunma, Uygula

Medeni Kanun’un eşitlikçi ve laik yapısı, bu ülkede yaşayan herkes için eşit yurttaşlık güvencesidir. Kadınların ekonomik bağımsızlığını, şiddetten uzak bir yaşam kurabilmesini ve boşanma sonrası hayata tutunabilmesini sağlayan düzenlemeler tartışmaya açılamaz.

17 Şubat vesilesiyle bir kez daha hatırlatıyoruz:

Kadınların kazanılmış haklarını geriye götürmeye yönelik her girişimin karşısındayız.
Nafaka hakkımıza, eşitlikçi Medeni Kanun’a, laik hukuk düzenine dokunulmasına izin vermeyeceğiz.

Siyasal iktidarı ve tüm siyasi partileri;
kadınların kazanılmış medeni haklarını tartışma konusu yapmaktan vazgeçmeye,
eşitlikçi ve laik hukuk düzenini korumaya,
Medeni Kanun’a dokunmak yerine uygulamaya çağırıyoruz.

Kadın Hareketi olarak, eşitlikten, özgürlükten ve laik hukuktan vazgeçmiyoruz.
Medeni haklarımıza sahip çıkıyoruz.

Bir asrı aşan emeğimize dokundurmayız!

#MedeniKanunYüzYaşında

#YasalaraDokunmaUygula

17 Şubat 2026

EŞİK – Eşitlik İçin Kadın Platformu

www.esik.org.tr/iletisim@esikplatform.net

Tarihçemiz Box

Tarihçemiz

Site içi arama
Eşik footer
copyright