8 MART TÜM KADINLARIN EŞİTLİK ve ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNİN SİMGESİDİR

8 Mart 2025, Cumartesi

Bu 8 Mart’a da kadınların hakları ve kazanımlarına yönelik açık tehdit ve saldırılarla girdik. Kadın cinayetlerinin, şüpheli kadın ölümlerinin, kadın işsizliğinin ve yoksulluğunun sadece konuşulduğu bir 8 Mart haftası daha yaşıyoruz. Bağımsız kadın örgütleri on yıllardır sorunları ve çözümlerini söylemekle kalmıyor sorumluluk da alıyor. Görevi çözüm yaratmak olanlar ise toplumu yetkileri sınırlandırılmış bir Meclis’ te kaçıncısı olduğunu sayamadığımız kadına karşı şiddeti araştırma komisyonu kurmaktan ve uygulanmayan eylem planları, genelgeler yazmaktan öteye geçmiyorlar.

On yıllardır her 8 Mart’ ta hamaset ve samimiyetsiz kadın hakları söylevlerine maruz bırakılmayı masum kılan başka bir evreye geçtik. Bu yıl “yenilik” olarak dünya kadınlarının eşitlik ve özgürlük mücadelesinin simgesi olan 8 Mart’ın, Türkiye’de “kadınların itaat ve hizmet günü” olarak “kutsanmasına” tanıklık ediyoruz. Özellikle İstanbul Sözleşmesinden hukuksuz çıkış kararından sonra 8 Martlarda polisiye engellemeleri yaşamaktayken, bu yıl her zamankinden farklı olarak Aile Yılı bahanesiyle hazırlıkları yapılan son derece tehlikeli yasa girişimleri ile karşı karşıyayız.

HİÇBİR HAKKIMIZ ALTIN TEPSİDE SUNULMADI. BİZ KAZANDIK. KAYBETMEYE HİÇ NİYETİMİZ YOK!

Kadınların bedeller ödeyerek kazandığı hakları, aileyi koruma bahanesi ile tırpanlamak isteyenler, onları, eşitsiz güç ilişkilerinin olduğu, reisli hanelerin karanlığına hapsetme gayretinde.  Siyasal biat kültürü, hanelerin içinde beslenip büyütülen erkeklikle perçinlenmek isteniyor. Kadınları eşit, özgür bireyler olarak görmeyen, temel varlık nedenlerini aile reisine itaat, çok çocuk doğurmak ve demografiyi dinamik tutmak olarak tanımlayan, kadınların medeni haklarının aile birliğini bozduğuna inanan zihniyet, bu karanlığın yasal dayanaklarını oluşturmaktan da geri durmuyor. Aile hukukunu “sil baştan” yazmaktan söz edenler, Medeni Kanun’un laik ve eşitlikçi özünü bozmak, kadınların medeni haklarını elinden almak istiyor. Hızlı boşanma bahanesi ile derin yoksulluğa mahkûm edilen kadınların, yetmezmiş gibi nafaka haklarına da göz dikiliyor. Kadınlar, cinsiyetler arası tarihsel toplumsal ekonomik güç eşitsizliği görmezden gelinerek aile arabuluculuğu masasına oturtulmak isteniyor. Esnek çalışma saatleri güzellemesi ile kadınlar üzerindeki bakım yükü ve kadından beklenen toplumsal cinsiyet rolleri meşru zemine oturtulmak isteniyor.

Her geçen gün temel haklar konusunda el yükselten siyasal iktidar, LGBTİ+’ları da var oluşları nedeniyle cezalandırmak için yasal değişiklik hazırlığı yapıyor. Sadece LGBTİ+’lar değil, destek olan ve dayanışanları da cezalandıracak düzenlemelerle kapsamlı bir yalnızlaştırma politikası izleneceği açıkça ortaya konuluyor. Yaşam hakkı, sağlık hakkı, ifade özgürlüğü, eşitlik ilkesi yok edilmek isteniyor. Tüm bu özgürlükler tırpanlanırken yasada tedbir olarak kabul edilen “tutuklama” yı kolaylaştıracak, keyfileştirecek, susturma ve cezalandırma aracı haline getirecek düzenlemelerle, gittikçe daha totaliter hale gelen bir sistemin kapıları ardına kadar açılıyor. 

Bugün yeryüzünün doğal kaynaklarını hunharca katledenler kadınların eşitlik talebini “doğaya” aykırı ilan ederek ne olduğu belirsiz “genel ahlak” kalıbını dayattıkları yasa tekliflerini meclise sunmaya hazırlanıyorlar. Sızdırılan taslağa göre baskı araçlarını elinde tutanların adını koyacağı “ahlak” kurallarına göre bir sabah uyandığımızda erkeklerin saçını uzatmasının, küpe takmasının ya da iki sevgilinin yolda el ele yürümesinin bile suç sayılabileceği bir hayata uyanmanın kıyısındayız.

İşte bu yüzden diyoruz ki Feminizm Herkes İçindir. Emperyalist işgaller, savaşlar, otokratik ve teknokratik rejimlerin zulmü, doğa ve yaşam alanlarını talanı ve yeryüzünde yaşama savaşı veren tüm canlılar için adil ve yaşanabilir bir dünya kurmaya götüren bir yoldur. 

Özgürlüklerin keyfi olarak kısıtlandığı, laik, demokratik, sosyal hukuk devletinin devre dışı bırakıldığı bu karanlık dönemde her türlü engele inat, dayanışarak mücadeleyi büyütmek zorunda olduğumuzu demokrasiden, özgürlüklerden ve barıştan yana olan herkes görüyor biliyor ve kenetleniyor.

EŞİK_Eşitllik İçin Kadın Platformu, bütüncül ve ortak mücadelenin zeminlerinden biri olarak; herkes için eşitlik gerçekleşinceye kadar bu 8 Mart’ ta ve her 8 Mart’ ta hiç kimseyi geride ve birbirimizin elini asla bırakmadan mücadeleye devam edeceğiz.

Örgütlü kadın düşmanlığına boyun eğmeyeceğiz.BİZ KAZANACAĞIZ.

HAYATLARIMIZDAN HAKLARIMIZDAN HAYALLERİMİZDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ!

YAŞASIN 8 MART DAYANIŞMA RUHU, YAŞASIN KADIN DAYANIŞMASI!

8 Mart 2025

 

Eşitlik İçin Kadın Platformu

www.esik.org.tr

Tarihçemiz Box

Tarihçemiz

Site içi arama
Eşik footer
copyright